21 Kasım 2013 Perşembe

Hizmete bak, hizaya gel! "Namaz kılmakta zorlananlar Hıristiyan olsunlar."

Namaz kılmakta zorlananlar Hıristiyan olsunlar."


Bir müddet içinde, bu yazdığım kısa notu paylaşacağımı belirtmiştim. Belki sesimi buradan duyurabilirim.

Vehbi Vakkasoğlu'na...

Kıymetli hocam! Mesaj kutunuz açık olmadığı için buradan yazıyorum size. Sizi hakikaten sever ve sayarım.


Uzun yıllardır da sizi takip eder, tanırım. Bu sebeple bana kulak vereceğinize itimadım var.
Gördüğüm yaşadığım onlarcasından sadece bir tanesini burada zikretmek istiyorum ve lütfen yorumunuzu bekliyorum. Çünkü biz sizleri daha farklı tanıdık lakin şimdilerde daha daha farklı intibalar uyandırmaktasınız bizde...

Kısaca anlatacağım hadise şöyleki:
Güney Afrika'dayım ve bir gün orada Fethullah Hoca efendi grubunun yaptırdığı camiye gittim. Hem cumayı orada eda edelim hem de arkadaşlarla selamlaşırız dedim. Camiyi yaptıran yaşlı aksakallı beyefendi ile beraber namazdan sonra caminin yemekhanesine indik. O şehirdeki kolejin öğretmenleri de oradaydı. Uzunca bir masada 10-12 kişi kadardık. Caminin banisi ile yan yana oturduk. Tam karşıma da 70 li yaşlarda Rizeli bir amca oturdu. İstisnasız herkesin hürmet ettiği bi amcaydı. Yenice Amerika'dan gelmiş. Hoca efendiyle sohbet etmiş. Selamını getirdiğini söyledi. Cemaatin ileri gelen muhterem bir amca imiş. Masadaki doğal hiyerarşi gereği o konuşuyor bir büyük olarak herkes ona soruyor oda cevaplıyordu. Öğretmenlerden birisi yeni nesilde namaza karşı gevşeklik gösterenler olduğunda onları namaza nasıl teşvik edelim diye bir soru yöneltti bu amcaya... Ben de az çok serde hocalık var merak ettim bu mühim suale nasıl bir cevap gelecek diye...

Amca kendinden gayet emin bir şekilde şöyle dedi:
"Bakın hocalar, bu sorunun cevabını Türkiye'de verseydim Türkiye'deki ahmaklar anlayamazdı ama sizin için bir şans ki Hristiyan bir ülkedesiniz. Böyle gençleri gereksiz yere namaza özendirmeye çalışmayın. Onları Hristiyan olmaya yönlendirin. Bu bir kolaylıktır. Çünkü Hristiyanlıkta namaz yok. Bari Hristiyan olsunlar ki namaz borcuyla ahirete gitmesinler..."


Bendeniz şok olmuştum bu sözleri duyunca. Bir misafir olarak genelde bulunduğum mahalde susmayı tercih eden biri olarak "Nasıl nasıl?" diye hayretle sormaktan kendimi alamadım. "Nasıl?" dedim.. "Şakamı yapıyorsunuz?" 

Konuşan bilge(!) amca Karadenizliydi. Bir an şaka yaptığını düşündüm. Gülümsedim. Ama emin olmak için bir daha sordum. "Amca özür dilerim yanlış anlamadım değil mi; namaz kılmakta zorlananlar Hıristiyan mı olsunlar dediniz?" 

Üstüne basarak ve biraz da bana çıkışarak "Evet!" Dedi. Karadeniz şivesiyle "O da Din daa!" dedi. "O da Allah'ın dini değil mi! Ne mahzuru var! Eğer kılamıyorsa namazını geçsin öbür dine en azından namaz borcu olmaz!." 

Ben kulaklarıma inanamadım. Hasbünallah!!
"Amca siz Müslüman mısınız?" Diye sordum kibarca. "Evet" dedi.. Yanımdaki, camiyi yaptıran yaşlı aksakal da beni diziyle dürttü ki konuşmayayım.. Gerçekten şaka gibiydi.. Döndüm öğretmenlere seslendim. "Beyler sesiniz niye çıkmıyor, siz müslüman değil misiniz?" Dedim. Rahatım kaçtı orada. Tansiyonum bir anda yükseldi ve yemeğimi yiyemez hale geldim. "Kusura bakmayın beyler sofranızda oturmak bana helal değil." dedim ve orayı kibarca terk ettim. 

Daha sonra bizi orada misafir eden caminin banileri bu meseleye aklımın ermeyeceğini, bir hikmetinin olduğunu vs vs söylemeğe çalıştılar. 

Kıymetli hocam! Bu yazıyı yazan kardeşiniz ehli ilim olma gayretinde 30 senesini sarf etmiş islam'ı öğreten anlatan bir hoca efendi. İtikadımız olan "ehli sünneti" yeryüzüne yayma davasında olan yüce ve pak ehli sünnet camiasının aciz bir ferdiyiz. (Sizleri de bu ehli sünnet dairesinde olduğunuz kanaatiyle sevdik hep) Yani sözlerimizi avamı nasın sözü gibi telakki etmemenizi Rica ediyorum. 

Şimdi bu ve bunun gibi daha nice hadiseden bizzat hatıralarımı size aktarabilirim. Yaşadıklarımız, gördüklerimiz öylesine etkileyici ve üzücü şeyler ki umuma şamil olabilecek cinsten...

Yurt dışında yaşayan bir kardeşiniz olarak gayri müslimlerle irtibatta olma meselesini gayet rahat anlıyorum. Usulünce onlara yüce dinimizi tebliğ etmeği anlıyor ve tasvib ediyorum. Zaten bizler de bunu yapmaktayız. Ancak "kuttai tarik" olma, müslüman gençleri Hıristiyanlığa yönlendirme meselesini şiddetle kınıyorum. Hatta ekseriyyeti gayri müslimlerden oluşan kolej çocuklarına "Sizin müslüman olmanıza gerek yok, bakın İslam zordur, öğrenmek ve yaşamak kolay değildir, siz kendi hak dininizde devam edin" gibi haince, o körpe beyinleri belki de ebediyen hidayetten uzaklaştıran sözleri bizzat gördükçe hiç tahammül edemiyorum..

Sizlere gelecek olursak; Gerçekten bu manada sizi anlamakta güçlük çekiyorum. Bu kadar optimistik bir yaklaşımda neyin nesi? İslam'ın ana direkleri imha edilmekte, siz aklı başında mütefekkirler buna hüsnü zanla bakmamızı istemektesiniz. Nedir bu gaflet? İnandığınız gibi yaşamadığınızdan mı yaşadığınız gibi düşünmektesiniz? Neden apaçık dalalete taraf oluyorsunuz? Neden alkışlıyorsunuz bu hezeyanları? Sizide mi kaybettik? Bize görünen "muttaki Vehbi hoca" başkası mı idi?

Müslüman kardeşine "Hüsnü zannın, hüsnü şahadetin" yeri ayrıdır.. Korkarım yarın Allahın, Rasülullahın, Kitabullahın davacı olacağı mütefekkirlerden olursunuz. İman davası güttüğünüzü iddia ettiğiniz ma'şer-i islam sizden davacı olur.

Lütfen sizlerden bu konuda cevap istiyoruz. Buna da hakkımız var. Sizlerin kitaplarınızı okuyarak büyüdük. Bizlere kitaplarınızı okutarak büyüdünüz. Bu suali sormaya müslüman olarak hakkımız olsa gerek. 

Telefonum sizde olması lazım. Selamlar hürmetler. 

| Ahmet Kemal Öncü - Afrika

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Öne çıkanlar