21 Kasım 2013 Perşembe

Fethullah Gülen akıl hastahanesinde yattı mı? Beş parasız gezerken ona MİT mi sahip çıktı? Vaaz ederken Kur'an'ı fırlatıp yerlere attı mı?

fethullah gülen, mit, akıl hastası, gerçek yüzü, kadir mısıroğlu, tahrif hareketleri
fethullah gülen, mit, akıl hastası, gerçek yüzü, kadir mısıroğlu, tahrif hareketleri



Hilmi TÜRKMEN bana demişti ki:

‘’- Kadir Bey, sen Fethullah GÜLEN’i bir de benden dinlemelisin. Ben o’nu çok iyi tanırım kendisi vaktiyle İskenderun’da askerlik yaparken ben de orada vaizdim. Bir gün benim de bulunduğun camide vaaza çıktı ve oradaki millete Kuran’ı Kerim’in kıymetini bilemedikleri yolundan nasihatte bulunurken o mukaddes kitabı, ‘’Siz işte böyle yaptınız!..’’ diyerek kürsüden atmış ve cemaat arasında büyük bir galeyan husule gelmişti. Milleti güçlükle yatıştırdım Fethullah’ı alıp evime götürdüm teselli ettim.

Aradan yıllar geçti ben Manisa da kurs müdürü idim. Zan ediyorum 1965 veya 1966 yılları idi. Bu gayet perişan bir vaziyette bana geldi. İstanbul’daki arkadaşlarının kendisini beş parasız sokağa attıklarını ve bundan dolayı da gayet sıkıntılı bir durum da olduğunu söyleyerek benden iş istedi.

İskenderun'da ki vak'a dolayısı ile ihtiyatlı davrandım. Müftüye müracaatla o sırada izinli olan bir vaizin yerine O’nu vazifelendirmesini teminle bir deneme yapmak istedim.Bir gün vaaz ederken kürsüde düşüp bayıldı.Kendisini hastaneye kaldırdık. Doktorlar depresyon geçirdiğini söyleyerek; O’nu Manisa daki Akıl hastanesine sevk ettiler. Burada bir iki ay yattıktan sonra çıktı. Yine iş istedi. Kendisine Manisa’nın küçük bir yer olduğunu, akıl hastanesinde yatmış olmasının şuyu bulduğunu orada vazife yaparsa adının ‘’deli hoca’’ya çıkacağını, kendisine civar illerden birinde iş bulmasının daha doğru olacağını söyledim.

O zaman İzmir de Kestane Pazarın’daki Kur’an’ı kerim Kursunun idarecilerini tanıyordum.O’nu çocuk okutmak üzere oraya yerleştirdim. Beş on gün sonra halini-hatırını sormak için oraya uğradığımda, baş başa bir kimse ile fiskos ettiğine rast geldim. Konuştuğu adam, beni görünce yaydan çıkmış bir ok gibi fırlayıp kaçtı. Kendisine:
‘’- Bu Kimdir?’’ diye sorduğum da:
‘’- Bir talebe velisi!..’’ diye cevap verdi.

Bu söz doğru değildi. Tahkikatım da onu göstermiştir. Bu adam, böyle bir karşılaşmadan beş-altı ay evvel bana gelmiş ve MİT’çi hüviyetini gösterdikten sonra, benimle açıkça bir meseleyi konuşmak istediğini söylemişti. Söylediği söz şuydu:

‘’- Bizim teşkilat (MİT’i kasdediyor), Müslümanların M. Kemal Paşa’ya menfi bir tavır almasından rahatsızdır. İstiyoruzki bu münafereti giderelim. Sen, en büyük dini cemaatlerden biri olan Süleymancı Cemaati içinde söz sahibi bir kimsesin. Sizin cemaatte M. Kemal paşa hakkında ‘’Deccal’’ ithamında bulunulmakta ve ağza alınmayacak sözler söylenmektedir. Sen bunu düzeltebilirsin. Bunu yaptığın takdirde bizden ne istersen iste, seni Diyanet İşleri Başkanı yapalım!.., ilh..’’


Devamını sadece abonelerimiz okuyabilirler. Abone iseniz devamını okumak için buraya tıklayınız. Abone olmak için buraya tıklayınız.

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Öne çıkanlar