29 Ocak 2014 Çarşamba

Paralel devlet mensuplarından Fethullah Gülen'e mektuplar: Emrinizdeyiz!

fethullah gülen, paralel devlet, paralel yapı, cia, cia ajanı fethullah gülen, misyoner moon tarikatı, masonluk, gizli ermeniler, kripto Ermeniler, abiler,
Paralel devlet mensuplarından Fethullah Gülen'e mektuplar: Emrinizdeyiz!

Paralel yapı mensubu çeşitli düzeydeki bürokratlar kendi imzalarıyla yazdıkları mektuplarda Fethullah Gülen'e bağlılıklarını dile getirip "Hizmetin vereceği her tür vazifeye hazırım" diyor.


"Abilerin" araya girip yazdırdığı anlaşılan mektuplarda bir kaymakamın, "Hizmete bir er olarak kabul olunursak şükran duyacağız" ifadeleri de yer alıyor. 
Paralel yapıya mensup bürokratların, bürokrasiye girmeden önce Fethullah Gülen'e biat mektubu yazıp altına ıslak imza attığı ortaya çıktı. Mektup talebinin "abi"lerden geldiği ise satır aralarından anlaşılıyor. Bu yapıya bağlı, başta kaymakamlar olmak üzere devlet görevlilerinin mektuplarında çarpıcı detaylar da yer alıyor. Bir mektupta şu anda kaymakamlık görevi yapan A.K. "Eğer hizmete bir er olarak kabul olunursak asıl biz minnet ve şükran duyacağız" diyor. Başka bir kaymakam K.K. ise Gülen'e yolladığı mektubunda "Hizmetin takdir edeceği her türlü vazifeyi kabule hazır olduğumu bildiririm" ifadelerine yer veriyor. İşte imzalı o mektuplardan örnekler:
"İSTER BİR NEFER iSTER ŞEHİT..."
KAYMAKAM A.K.: Muhterem efendim… Var olmanın özünü burada kavradık. Boş bir hayal peşinde koştuğumuz hayatımız bu hizmette yön buldu. Bu günümüzü bu hizmetle istikrara kavuşturduğumuz gibi ahiretimizi de burada kazanacağımıza inanıyoruz. Eğer hizmete bir er olarak kabul olunursak asıl biz minnet ve şükran duyacağız. Zaman, yer veya başkaca bir şey ileri sürmek bize çok abes gelmektedir. İster bir nefer, ister şehit bir asker ömrümce itaat ve inkiyadda… Allah yar ve yardımcımız olsun. İmza: A.K. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi.
"HER TÜRLÜ VAZİFEYE HAZIRIM"

"Filmde olsa millet güler" | Fethullah Gülen'in ceketinin üzerinden tansiyon ölçtürmesi tartışmalara sebep oldu.

fethullah gülen, fethullah gülen roportajları, tansiyon ölçtürmesi, bbc roportajı, paralel devlet,
"Filmde olsa millet güler"  | Fethullah Gülen'in ceketinin üzerinden tansiyon ölçtürmesi tartışmalara sebep oldu.
Fethullah Gülen'in BBC mülakatında tansiyonunu ölçtürdüğü an tıp dünyasında tartışma yarattı. Gülen'in ceketinin üzerinden tansiyonunu ölçtürmesi doktorlara göre normal bir doktor davranışı değil.
İşte Odatv'nin görüş aldığı doktorların Gülen'in tansiyonunu ölçtürdüğü an üzerine söyledikleri:

Fethullah Gülen ile röportaj yapan BBC muhabiri F TİPİ mi?

Fethullah Gülen ile röportaj yapan BBC muhabiri F TİPİ mi?
Fethullah Gülen ile röportaj yapan BBC muhabiri F TİPİ mi?


Fethullah Gülen'in BBC'ye verdiği röportaja Yeni Şafak Ankara temsilcisi Abdülkadir Selvi'den ağır eleştiri geldi.

Röportajda hiç zorlayıcı sorular sorulmadığını söyleyen Selvi "Hocaefendi'nin karşısında ise soran, sorgulayan, çapraz sorularla konuyu açmaya çalışan BBC muhabiri değil, önceden çalışılmış soru ve cevaplarla Gülen medyasından yetişmiş biri duruyordu." dedi.

Selvi şunları yazdı:

"BBC Mİ SAMANYOLU TV Mİ?

24 Ocak 2014 Cuma

"Başbakan Erdoğan paranoyak bir diktatör."

"Başbakan Erdoğan paranoyak bir diktatör."


PARANOYAK DİKTATÖR

Daily Telegraph gazetesi, Recep Tayyip Erdoğan için rüzgarın ters yönden esmeye başladığını yazıyor.

Gazetenin ifadesiyle Erdoğan bir zamanlar Türkiye'yi on yılı aşkın süre engel tanımadan yönetmiş bir halk adamı, kelimenin tam anlamıyla bir popülist bir liderdi.

Ancak şimdi Tayyip Erdoğan'ın ''otokratik iktidarına karşı kendi kalesinde bir başkaldırıyla karşı karşıya olduğunu'' yazan Daily Telegraph, İstanbul Kasımpaşa'da -Başbakan'ın doğup büyüdüğü semtte- 65 yaşındaki bir AKP yandaşının şu sözlerini aktarıyor:

''Erdoğan mükemmel bir liderdi. Ama yeni birine ihtiyacımız var. Hala partide kalabilir, ama artık lideri olmasını istemiyorum.''

Gazete soruyor; Başbakan Erdoğan kendine en sadık seçmenlerle bile arasının açılmasına neden olaca ne yaptı?

ÖYLE BİR FOTOĞRAF KULLANDILAR Kİ

Cevabın Tayyip Erdoğan'ın oğluna kadar uzanan yolsuzluk skandalında aranması gerektiğini yazan Daily Telegraph, hükümetin yargıçları, polisi ve savcıları görevden alarak verdiği öfkeli tepkinin de seçmenleri soğuttuğunu düşünüyor.

Habere eşlik eden fotoğrafta, üzerine boya atılmış, iki adamın yırtmakta olduğu bir Erdoğan posteri yer alıyor.

PARANOYAKLAŞAN DİKTATÖR

İngiltere'nin siyasi ağırlıklı gazeteleri arasında en yüksek tiraja sahip olan muhafazakar eğilimli Daily Telegraph, Başbakan Erdoğan'ın yolsuzluk suçlamalarına verdiği tepki nedeniyle giderek paranoyaklaşan ve diktatörce davranan bir lider görüntüsü çizdiği yorumlarına hedef olduğunu bildiriyor.

Gazete, durumun vehametinin bazı gözlemcilerin Türkiye'de demokrasinin kendisinin tehdit altında olup olmadığını sorgulamasından anlaşılabileceğini yazıyor.

Daily Telegrap, ismini vermediği bir Avrupa Birliği ülkesinden bir diplomatın şu sözleriyle devam ediyor:

''Türkiye'nin AB'ye girmesini destekliyoruz. Fakat şu anki durum, bunun gerçekleşmesini sağlayacak ivmeyi kaybetme riskini doğurdu.''

KOZMETİK MODERNLEŞME

Geride bıraktığımız hafta Türkiye'de 96 yargıcın görevine son verildiğini ya da atandığını yazan ve bunlardan bazılarının yolsuzluk soruşturmasıyla alakalı hukukçular olduğunu vurgulan Daily Telegraph, Türkiye tarihinde yargının bu derece büyük bir yeniden düzenlemeden geçmediğini hatırlatıyor.

Gazete, Türkiye'deki siyasi karmaşanın arkasında, Tayyip Erdoğan'ın eski müttefikiyken şu an Başbakan'ın baş rakibi olan Fethullah Gülen'le arasındaki iktidar kavgasının yattığını anlatıyor.

Fakat, diyor Daily Telegraph, yolsuzluk soruşturmasını Başbakan'ı devirmeyi amaçlayan siyasi bir komplo olarak değerlendiren AKP'liler gerçeği söylüyor olsun ya da olmasın, bu karmaşa bir şeyi açığa çıkardı:

''Tayyip Erdoğan'a Türkiye'yi modernleştiren lider itibarı kazandıran reformların birçoğunun sadece kozmetik olduğu gün ışığına çıktı.''

Gazete, Türkiye'nin AB'ye giriş kriterlerine daha yakın ve yabancı yatırımcılarda daha çok güven uyandıran bir ülke konumuna gelmesine karşın, yolsuzluk skandalının yargı ve polis teşkilatı siyasi rakipler arasında bölünmüş bir devlet tablosunu gözler önüne serdiğini bildiriyor.

Gerçek Tayyip Erdoğan'ı tanımak için: http://bit.ly/JOz0iR

21 Ocak 2014 Salı

Alev Alatlı: Vatikan'da iki Müslüman(!) rahibe ve bir Müslüman(!) Kardinal.

Alev Alatlı: Vatikan'da iki Müslüman(!) rahibe dinler arası diyalog, alev alatlı, cemal uşşak, vatikan, gizli kardinal, müslüman kardinal, müslüman iseviler, müslüman rahibe, Fethullah gülen, gülen cemaati, misyonerlik, neo-con,
Alev Alatlı: Vatikan'da iki Müslüman(!) rahibe


Cemaat-Vatikan ilişkileri hakkında konuşan Alatlı çarpıcı açıklamalarda bulundu.


Alev Alatlı'nın Cemaat'le ilgili yaptığı açıklamalar büyük ilgi gördü. Yeni Şafak'ta yayımlanan röportajın ikinci gününde en çok dikkat çeken başlık 'Müslüman Rahibeler' oldu.
Alatlı "cemaatin rahle-i tedrisinden geçmiş" olan ve Vatikan'da yer alan  iki kişiden. Neo-Con'lara değinerek,  "Cemaatin, Vatikan ilişkilerinin İslamı yeni dünya düzeni kervanına katmak girişimi olabileceğini düşünmedim değil." şeklinde konuştu.
İşte o açıklamaları:

MÜSLÜMAN RAHİBELER

Özeleştiri olarak kabul edin, samimiyetle söylüyorum. Oysa, benim cemaatin Vatikan ilişkilerinden hazzetmemişliğim de vardı. Şimdi düşündüğümde, Catholic Journal diye bir sitede Cemal Uşşak'ın bir tür Müslüman kardinal gibi lanse edildiğini okuduğumda da kanım donduydu.
Aynı yerde, cemaatin rahle-i tedrisinden geçmiş oldukları anlaşılan iki kızcağızın 'Müslüman rahibeler' diye anılmaları keza. Bu haberler bende yeni dünya düzeni ortak dinine duhul edildiği kuşkusunu uyandırdıydı. Ha şimdi bana sen bir laik muhafazakarsın, sana ne oluyor diyebilirsiniz. Haksız da sayılmazsınız ama tümüyle dünyevi pencereden baktığımda yeni dünya düzeninin, neo-con'ların ayak seslerini duyduğumda, ne yaptıklarının farkındalar mı bunlar diye düşündüğümü hatırlıyorum. Kaldı ki, İslam'ın tek tanrılı dinlerin en mütekâmili olduğunu bilen ve buna inanan biriyim, 'bizim peygamberimizi çöl bedevisi gibi görüyorlar, bu algıyı değiştirmeye çabalıyoruz' mealindeki açıklamalar bana naif gelir.

NEO-CON İLİŞKİSİ

Neo-conlar, Yeni Ahit'le Eski Ahit'i evlendirmek suretiyle Yahudi-Hıristiyan ittifakını sağlamaya çalışan adamlardır. Hıristiyan Amerikanın anti-semitist tavrını dönüştürmeye ve İsrail'in sahiplenilmesini kolaylaştırmaya çalışanlar. Şimdi yeri değil ama bir gün anlatırım, Gorbaçov'un da rol aldığı büyük bir projedir. Zaman içinde üstüne bir parça da pagan tozu döküldü, panteizme yol açıldı falan. İslam dünyası bu projeye resmen dahil edilmemişti, tersine, komünizmden sonraki hasım olarak yerini almıştı ki, Batı ekonomisinin bel kemiklerinden biri olan silah endüstrisi varlık nedenini idame ettirebilsin. Cemaatin, Vatikan ilişkilerinin İslamı yeni dünya düzeni kervanına katmak girişimi olabileceğini düşünmedim değil.
Alev Alatlı: Vatikan'da iki Müslüman(!) rahibe betül avcı
Müslüman Rahibe olarak anılan Betül Avcı Vatikan'da
Müslüman Rahibe olarak anılan Betül Avcı Vatikan'da yaşadıklarını anlattı. Avcı, dinlerarası diyalogun ne demek olduğunu nasıl yapılması gerektiğine açıklık getirdi. Avcı "Müslüman olduğumu öğrenince "Suora Musulmana" (Müslüman Rahibe) payesini verdiler. Rahibelerle daha sonra bir espri konusu oldu." dedi.
İşte o röportajdan satır başları...

8 Ocak 2014 Çarşamba

Diyalog diye diye dinden çıktılar | Gâvurlarla birlikte kilisede mezmurlar okudular

Fethullah gülen, fethullah gülen cemaati, gülen cemaati, dinler arası diyalog, avusturya, kilisede ayin yaptılar, kilisede ilahi okudular, fatma yıldız, katolik kilisesi, dinden çıktılar
Diyalog diye diye dinden çıktılar | Gâvurlarla birlikte kilisede mezmurlar okudular



Sonunda bunu da yaptılar! Avusturya devlet televizyonunda yayınlanan bir haber, Gülen cemaatinin Dinler Arası Diyalog maskesi altında Müslümanları nasıl dinden ettiğini, ebedi saadetlerini çaldığını ve asıl hedefin Misyonerlik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Artık cemaate mensup Müslümanları öylesine dejenere ettiler ki, haç ve put dolu Katolik kilisesinde, haşa "Allah üçtür" diyen, teslise inanan müşrik Hristiyanlarla beraber, bozulmuş İncil'den ilahiler okutup ibadet ettirdiler.  Haber, "Bu kadar da olmaz" dedirtti ve kamuoyunda şiddetli tepkilere sebep oldu. İşte o video: 


Avusturya devlet televizyon kanalı ORF, bu haberi internet sitesinde de yayınladı. Gayet net cümleler ile "Daha sonra katolik kadınlar ve müslüman kadınlar hep beraber manastır kilisesinde bir mezmur bile okuyorlar" deniliyor. Onlar bile bu kadarına inanamamış olmalılar. İşte o yayının sağlıklı bir Türkçe tercümesi!

***

Müslüman-Katolik kadın ruhbanlar buluşması

(Tercüme edilen asıl kaynak: 
http://religion.orf.at/stories/2559514/)


Haftasonu ilk kez müslüman kadın ruhbanlar ve katolik tarikatı kadın mensupları dinler arası diyalog için Viyana‘da buluştular. Bunun yanısıra erkek egemenliği altındaki dinlerde kadının pozisyonu tartışıldı.

Viyana’da ilk kez böyle bir buluşma gerçekleşti. 20 civarında müslüman kadın ruhban (hoca) ve 20 katolik tarikatı kadın mensupları Cumartesi günü bütün gün boyunca birbirleriyle diyaloglarına itina gösterdiler. Onların hedefi her birinin dinleri hakkında daha fazla bilgiye sahip olmaktı. 

ORF / Markus Marschalek

20 civarında müslüman kadın ruhbanlar ve bir o kadar da katolik kadın tarikatı mensupları Viyana’da dinler arası görüşmesine geldiler.

Toplantı yeri olarak Steyler misyon rahibeleri, Viyana’nın Favoriten semtinde Alxinger sokağı üzerinde bulunan manastırlarını teklif ettiler. İçerik olarak konular cok dağınıktı. Örnek olarak „Küfür (Dini inkar – Blasphemy)“, „ erkek egemenliğindeki dinlerde kadının pozisyonu“ hakkında tartışıldı ve kendi kadın ruhbanların günlük hayatları üzerine birçok bilgi verildi.

Kişisel seviyede buluşmalar

Rahibe Felixine Kofler uzun zamandan beri Steyler misyon rahibeleri yaşlılarından, ama halen daha yaşlılar klübünde aktif olarak etkin ve toplantı yerinin ön alanında „Religion.ORF.at“ ekibimize müslüman kadın ruhbanlarını merakla beklediğini anlatıyor. 

Rahibe Felixine Kofler
ORF / Marcus Marschalek 
Rahibe Felixine Kofler bir Steyler misyon rahibesi ve Viyana’daki ilk müslüman-katolik kadın ruhbanlar görüşmesinin katılımcılarından biri. 

„İnancımızı ne kadar iyi şekilde aktarabiliriz? Bu soru bizi birleştiriyor.“

İslam‘da kadın ruhban (hoca) gibi bir şeyin olduğu toplantıya kadar bilinmiyordu. Südtirol‘da (Avusturya için kuzey İtalya’da coğrafi bir bölgenin ismi) doğmuş misyon rahibesi olarak cemaati için birçok ülkede bulunmuş ve şuan Viyana‘daki En Kutsal Üçlü Kilisesi’nin rahibeler cemaatinde yaşıyor. „Kim yabancı ise, halk o kişi hakkında konuşuyor ve kişileri çoğunlukla genel şablonlara bölüyorlar“, bunu kesinlikle istememediğini belirtiyor rahibe Felixine Kofler, ve bu buluşmada birçok özel görüşmeler bekliyor.


„Erkeklerin dinlerinde“ kadınlar

(Toplantı yerindeki) Ön alanda şimdiden müslümanlar tarafında da bu buluşmaya dair beklentiler çok büyüktü. Manastır rahibeleri için sorular hazırlandı, diye anlatıyor organizatörlerden Fatma Akyıldız. Almanya doğumlu Türk asıllı bir din öğretmeni ve 7 yıl Istanbul‘da okumuş. Batıdaki İslam imajının, kadının (dindeki) pozisyonunun görüntüsünden önemli ölçüde etkilendiğinden (çok) emin.

Bu, (hali hazırda) kullanıla gelen „haklarından yoksun“ müslüman kadını klişelerinde bir daha bulunamayan modern avrupalı bir müslüman kadın için bir meydan okuma. 20 yıldır Avusturya’da yaşıyor ve sosyal, ekonomik veya toplumsal haksızlıkların nadiren dini bir kökeni olduğunu göstermek istiyor. „ Bunun aksine: Kur’an, kadını ve erkeği bir seviyede tutuyor. - Erkekten veya kadından her kim mü'min olduğu halde bir sâlih amelde bulunursa, elbette onu temiz bir hayat ile yaşatırız ve onları yapar oldukları amellerin daha güzeliyle muhakkak ki, mükâfaata erdireceğiz.- diye Kur’an’ın 16. suresinden (bir ayet) zikrediyor Fatma Akyıldız (Nahl Suresi – Ayet 97).


Küfür (Dini inkar) konusu

Kısa bir tanıtım turundan sonra kadınlar öğleden öncesi için „ İslami ve katolik bakışından dini hassasiyetler“ konusunu seçtiler. „ Fikir özgürlüğünün sınırı nerededir (nereye kadardır)?“ 

Fatma Akyıldız
Fatma Akyıldız - ORF / Marcus Marschalek
Fatma Akyıldız buluşmanın organizatörlerinden biridir. 

„İslam‘da erkeklerin ilk öğretmenleri genellikle kadınlardir. Erkekler ve kadınlar İslam‘da eşit değerdedir. Kur’an’da buna işaret eden bir çok ayet bulunur.“


"Küfür (inkar) nerede başlar?“ „ Dini duyarlılıklar fikir özgürlüğünü kısıtlamalı mı?“

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Öne çıkanlar