31 Ağustos 2017 Perşembe

Yeni Asya'nın ve Kazım Güleçyüz'ün aşırı çirkin yüzü | Dinini seven uzak dursun | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, FETÖ, gerçek yüzü, içimizdeki ermenistan, kazım güleçyüz, Mehmet Fahri Sertkaya, mehmet kırkıncı, nurculuk, sabetaycılar, said-i nursi,

Davaları o kadar çürük, o kadar bozuk, o kadar temelsiz ki, henüz twitine yorumlar yaparken, yorumlarım bitmemişken, beni engellemiş bile...

Kısa kısa birkaç yorumu art arda yazıyordum, son derece ciddi ve medeni surette yazıyordum, ispat istese kamyon yükü ile ispat yığacaktım ve sadece bu bir kaç yorumum bile, buram buram nifak kokan davalarını yıkmaya yetiyordu, o sözde davaya mensup hepsi 
bir araya gelseler bile, cevap vermeleri imkansızdı ve çaresizce engellemiş bile...

Yazarken de aklımdan geçiyordu, "Anında engelleyecek, başka lüksü yok" diyordum. Benden, sekiz senedir, Masonluk+Katolik Misyonerler+İçimizdeki İsrail+İçimizdeki Ermenistan ortaklığı tarafından üretilen Nurculuk dinine ve bir de bu dini kurarken kullandıkları gizli Ermeni ve gizli Kardinal Said-i Nursi'ye dair yaptığım yayınlardan, habersiz olması mümkün değil. Bir cevap verebilecek olsalar, bu kadar uzun süredir yaptığım bu yayınlara, gelip kendileri müdahil olur, karşılık verirlerdi.

Başka bir konudaki yayınlarımdan dolayı yıllar önce yargılanırken, savcılık aşamasında, bu Nurculuk tuzağına dair çok sarsıcı iddialar ile yaptığım yayınlar da, yargılamaya sebep yayınların yanında savcının dikkatini çekmişti de "Bunlar nedir? Bunlar da çok sarsıcı, çok ağır, çok ezber bozucu yayınlar. Bu koca cemaat de sizden davacı olmadı mı?" dedi. 'Fırsat bulup hepsini dikkatlice okuyunca göreceksiniz ki sayın savcı, her ne iddia etti isem ispat da etmişim. Şu halde, bunların hepsi bir araya gelseler bile o yayınlarıma karşılık da veremezler, şikayetçi hiç olamazlar" demiştim. İyice sarsılıp susmuştu.

Yeni Asya paçavrasının, milleti inatla küfre sürükleyen, "Müslüman İsevi" diye küfre götüren iddiayı bile, 'Bu açıkça küfürdür, bunu savunan dinden çıkar" diyerek çok yıllar önce bütün Türkiye'ye duyurduğum anda, inatla müdafaa eden, aksine daha da fazla müdafaa eden ve 'Müslüman İsevileri gördüm' başlığı ile manşete çeken, delil ve ispat karşısında böyle susup kaçışan lüzumsuz ve yobaz sahibi bu şahıs... Adı Kazım Güleçyüz...

Tutmuş profilinde bir de asil bir Müslüman tavrı sergilemeye kalkıyor. Herkese adalet, hakkaniyet, sabır, itidal, hoşgörü, yüksek ahlak tavsiye etmeye kalkıyor. Ayıp, ne ayıp ki buna rağmen kendisi, asgari seviyede bir ahlak bile sergileyemiyor.

İmam Hatip okullarına hücum ediliyormuş da, kimsenin müdafaa etmediği zamanlarda bu okulları kendileri savunmuş... Bu mealde bir twit atmış. Ben de uzun zamandır takipçisiyim ve buna rağmen hiçbir zaman gayr-i medeni bir tavrım olmadı, şimdi ilk defa en medeni şekilde müdahale etmiştim, ediyordum.

Twitine karşılık olarak, 'Lakin hiç doğru bir tavır değildi bu tavrınız. Zira İmam Hatipler, ilk defa İmam Hatip kursları olarak, Allahsızlığı ile meşhur gizli Ermeni İsmet İnönü tarafından açılmıştır. Bütün itikadi ve ameli sapıklık bu okullardan yayılmıştır. Bu okullar masonların, misyonerlerin, içimizdeki İsrail'in ortak pususudur. İnönü'den sonra Adnan Menderes bu kursları okula çevirmiş ve hızla yaymıştır. Oğlu Aydın Menderes, vefatından kısa bir süre önce itiraf etti ki, Menderes ailesi Sabetaycı gizli Yahudi bir ailedir. '' mealinde, birkaç ayrı twite bölerek yazmıştım ve daha yazacaktım ki, "Bir bakayım, çoktan engellemiş olmalı" dedim ve baktım ki öyle olmuş, bu nedenle devamını yazamadım. Yazmama da gerek yok, bunları çok yıllardır yazdım, kendisi de mutlaka gördü, okudu. Bu memlekette kale alınacak insanlardan hiç kimse de bu yazdıklarıma itiraz etmedi, edemedi, edemez.

Aynı şekilde çok yıllar önce FETÖ'nün gerçek yüzünü çok sayıda yazım/yayınım ile gözler önüne sermiş, www.GercekFethullahGulen.blogspot.com adresindeki blogumda Fethullah Gülen'in gizli bir Ermeni ve Kardinal olduğuna ve bu sözde İslam cemaatini aslında Masonların, gizli Yahudi ve Ermenilerin, Katolik Misyonerlerin ortaklaşa kurduğuna, şu anda tam anlamı ile CIA piyonu olduklarına kadar her şeyi gözler önüne sermiştim. Ne hazindir ki, ifademin bile alınmadıği Ankara'daki bir mahkemede gıyabımda ve savunmam bile alınmadan yargılanıp ceza almıştım. Sonraki süreçte, o blogda her ne iddia ettiysem hepsinin hakikat olduğunu bütün Türkiye duymuş, öğrenmiş oldu. O zamanlar bana 'Hoca efendi hakkında bunları yazamazsın' diyen ve aynı zamanda AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütü sempatizanı olan şahıslar, o kadar Allahsızlardı ki, sonraki süreçte, FETÖ operasyonlarında ayar kaçtı, büyük zulme ve haksızlığa dönüştü diye bir Müslümana yakışır tavır sergiledim diye beni 'FETÖ'cü ilan edebildiler.

Sözü uzatmanın gereği yok. Vefatına yakın bir zamanda, bu Nurculuk dininin başka bir sözde hocası Mehmet Kırkıncı ile de benzer bir hali yaşamıştım. O da çok köşeye sıkışmıştı, daha da gayrete gelip üzerime çekmek, onun da göründüğünün aksine nasıl lüzumsuz bir herif olduğunu bu vesile ile gözler önüne sermek istemiştim ki, uzun süre duymazdan, görmezden gelmişti. Çevresi de...

Kendinizi, evlatlarınızı, sevdiklerinizi, İmam Hatiplerden, İlahiyatlardan, Sabetaycılar tarafından kurulan ve halen tepe tepe kullanılan Diyanet teşkilatından ve bir de aynı güç odaklarının bir pususu olan Nurculuk dininin böyle yobaz, terbiyesiz, seviyesiz mensuplarından koruyun.

Lüzumsuz herif... Nelere sebep olduğunu, kendini ve kendisine itibar edenleri nereye sürüklediğini bilse, nasıl bir sona gittiğini bilse, bir dakikada aklından olur.

Son sekiz senede bu hususta, hiç beklenmeyen, ihtimal bile verilmeyen çok hayırlı gelişmeler oldu, hak görünen batıl yollar afişe oldu, deşifre oldu, bundan sonra da daha hızlı devam edecek sebep olduğumuz bu çığır ve onlarca senedir asilce bu dini, ümmeti, devleti ve milleti muhafaza için en samimi surette çırpınan Süleymanlılara nasıl haksızlık edildiği, nasıl karalandıkları, onların her iddiasında ve kararında ne kadar isabetli oldukları, iyice görülecek. Yıllardır çok kere yazdım, bir daha tekrar edeyim: 2020'lerin Türkiye'sinde bu bozuk yolların, akımların, cemaatlerin, tarikatların hiçbiri olmayacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Öne çıkanlar